HOSGELD!N.!.!.!
♥ ANA SAYFAYA DÖN ♥ SIK KULLANILANLARA EKLE ♥ AÇILIŞ SAYFASI YAP

Menu

Hakkımda

Merhaba ben afra.Blogumu eğlenmek için açtım.13 yaşındayım.Yorumlarınızı bekliyorum.Hoşçakalın...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler


Favorilerim


Arkadaşlarım

E.YÜKSEL ÜSTÜNER

bahargunesi

ahsuvera

belginguven

kizlaricin

buseyagmur

bubbi

tatarabla

handworks

tadeyos

okumaca

fatoscb

acilsaglik

irmalair13

benhaladeliyim

willwitch

mmelikee

gegi

nurom

askimblog

witchgirllll

blogum123

stellamagic

winxseverkiz

filly

ritagirl

busejim

ghepsi37

ayberk1

kizlarulkesi

sekerkizgizem

happyjale

winxclubb

tacir

cicekcikiz

altinlale

aygiz

corneliawitch2

cutewinx

25sevil1995

serayindunyasi

shimarikk

maronn

winxfanclubb

genckizlarr

suguney

candyhilary

cevreicin

sekerwinx

dollzevreni


25/1/2008 - KARNEM:)

Kategori: DERSLER

MERHABA ARKADAŞLAR BUGÜN 15 TATİLE GEÇİŞ YAPTIK.KARNELERİDE ALDIK.TAKDİR ALDIM SADECE İNGİLİZCEM 4 GELDİ.AMA ÖĞRETMENİN GICIKLIĞINDAN.ÖĞRETMEN ÇOK ÇABUK KONULARI GEÇİYOR.ÇOK ZOR SORULAR SORUYOR.SORULARDA DA BİLMEDİĞİMİZ KELİMELER KULLANIYORDU.BU YÜZDEN SINAVLARDA ÇOK GÜZEL GEÇMİYORDU.SINAVLARDAN 88 FALAN ALIYORDUM.HEMDE 3 KİŞİYE FALAN 5 VERDİ ÖĞRETMEN.

 

 

 

SEVGİLERİMLEEEE.

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


17/12/2007 - İKLİM ÇEŞİTLERİ

Kategori: DERSLER

ARKADAŞLAR SOSYAL BİLGİLER DERSİNDEN KONUMUZ İKLİMDİ BENDE SİZLERE ONUNLA İLGİLİ BİGİ VERMEK İSTİYORUM.BELKİ BAŞKA ARKADAŞLARIMIZINDA KONUSU İKLİMDİR.

 

 

 

Türkiye'de İklim Çeşitleri
Türkiye’de genel olarak üç ana iklim tipi görülür.Bunlar; Karadeniz İklimi, Akdeniz İklimi ve Karasal iklimdir.

1)KARADENİZ İKLİMİ:Bu iklim asıl olarak Kuzey Anadolu Dağlarının Karadeniz’e bakan yamaçlarında görülür. Genel özellikleri şunlardır:
Her mevsim yağışlıdır.Doğu Karadeniz Bölümünde maksimum yağış sonbaharda, minimum yağış ilkbaharda düşer. Yıllık yağış miktarı 2000-2500 mm’dir.Batı Karadeniz Bölümünde maksimum yağış sonbaharda, minimum yağış ilkbaharda düşer. Yıllık yağış miktarı 1000-1500 mm’dir.Orta Karadeniz Bölümünde ise maksimum yağış kışın, minimum yağış yazın düşer. Yıllık yağış miktarı 700-1000 mm’dir.Karadeniz ikliminin görüldüğü alanlarda kar yağışlı günlerin ortalaması 18 gündür.
Yıllık ortalama sıcaklık 13-15°C’dir.
Ocak ayı ortalama sıcaklığı 6-7°C’dir.
Temmuz ayı ortalama sıcaklığı 21-23°C’dir.
Yıllık sıcaklık farkı 13-15°C’dir.
Doğal bitki örtüsü ormandır.Yüksek alanlarda Alpin çayırlar görülür.

2)AKDENİZ İKLİMİ:Bu iklim tipi ülkemizde en belirgin olarak Akdeniz kıyılarında görülmekle birlikte, Ege ve Marmara Bölgelerinde de etkili olmaktadır. Genel özellikleri şunlardır:
Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır.
Maksimum yağış kışın, minimum yağış yazın düşer.
Yaz ve kış yağışları arasındaki fark oldukça fazladır.
Yıllık yağış ortalaması, 600-
1000 mm
arasındadır.
Yıllık sıcaklık ortalaması 18-20°C’dir.
Ocak ayı ortalaması 8-10°C’dir.
Temmuz ayı ortalaması 28-30°C’dir.
Yıllık sıcaklık farkı 15-18°C’dir.
Ege Bölgesinde dağların kıyıya dik uzanması, Akdeniz İkliminin iç kesimlere ulaşmasına olanak sağlamıştır.
Marmara Bölgesinde görülen Akdeniz İkliminde, yazlar Akdeniz kıyılarına göre daha serin, kışlar ise daha soğuk ve karlıdır.
Akdeniz İkliminin karekteristik bitki örtüsü zeytin, defne, mersin, kekik gibi bitkilerden oluşan makilerdir.

3)KARASAL İKLİM:Ülkemizde Karasal İklim, İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri ile İç Batı Anadolu Bölümünde görülür.Genel özellikleri şunlardır:
Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlıdır.
İç Anadolu Bölgesinde maksimum yağış ilkbaharda, minimum yağış yazın düşer.
İç Anadolu da ortalama yağış 300-400 mm’dir.
İç Anadolu’nun kış sıcaklık ortalaması, 1-
2°C, yaz sıcaklık ortalaması, 22-23°C
, yıllık sıcaklık ortalaması ise, 10-12°C’dir.
Ege Bölgesinin İç batı Anadolu Bölümünde de yağışlar kıyı kesimine göre azdır.
Doğu Anadolu Bölgesinin kuzeydoğu kesiminde yıllık sıcaklık ortalaması, 4-6°C’dir.
Kuzeydoğu Anadolu’da kış sıcaklık ortalaması, -7,
-10°C
, yaz sıcaklık ortalaması, 17-19°C’dir.
Yıllık yağış miktarı, 500-600 mm’dir.
Güneydoğu Anadolu’da ise ortalama yağış, 400-700 mm’dir.
Güneydoğu Anadolu Bölgesinde kış mevsimi pek donlu geçmemekle beraber, yaz mevsiminde şiddetli kuru sıcaklar egemendir.
Güneydoğu Anadolu’da yıllık ortalama sıcaklık, 15-
16°C, kış sıcaklığı, 3-4°C, yaz sıcaklığı ise, 30-35°C’dir.

BASINÇ
Atmosferdeki gazların temas ettikleri yüzeylere uyguladığı kuvvete hava basıncı denmektedir. Hava sıcaklığına bağlı olarak yoğunluktaki artma ve azalmalar sebebiyle basınçta değişiklikler görülür. Bunun yanı sıra hava basıncı, mevsimler, yükseklik, yerçekimi, cephe ve basınç sistemlerine bağlı olarak değişmektedir.

Türkiye de basıncın yükseltiye dayalı olarak 776-1026 mb arasında değiştiğini söyleyebiliriz. Meteorolojik çalışmalarda yükselti faktörünü elemine etmek için istasyon basıncı hesaplamayla deniz seviyesine indirilmektedir.
YÜKSEK BASINÇLAR

1)Sibirya Termik Y.B. : 60° enlemlerinde oluşmuştur. Türkiye’de kışın etkilidir. Etkili olduğu dönemlerde kışlar çok soğuk ve kar yağışlı geçer. Türkiye’ye Kuzeydoğudan sokulur.


2)Asor Dinamik Y.B. : 30° enlemlerinden kaynağını alır. Türkiye’de bütün yıl etkilidir. En fazla yazın etkilidir. Etkili olduğu yaz mevsiminin kurak olmasının başlıca sebebidir (Alçalıcı hava hareketinden dolayı). Bu basıncın etkisiyle Ege Kıyıları boyunca kuzeyden esen Etezyen rüzgarı oluşur. Yurdumuza kuzeybatıdan sokulur.
ALÇAK BASINÇLAR
1)İzlanda Dinamik A.B. : 60° enleminde kaynağını alır. Türkiye’de kışın etkilidir. Etkili olduğu dönemde kışlar ılık ve yağışlı geçer. Kuzeybatıdan sokulur.


2)Basra Termik A.B.: (30° Kuzey) Türkiye’de yazın ekilidir. Yurdumuza Güney Doğu Anadolu Bölgesinden itibaren sokulur ve sıcaklığı artırır.
RÜZGARLAR

Türkiye batı rüzgarları kuşağında olmasına rağmen daha çok yerel rüzgarların etkisindedir. Sebebi yer şekilleridir. Yurdumuza kuzeyden gelen rüzgarlar sıcaklığı düşürürken, güneyden gelenler sıcaklığı artırır. Bu durum sıcaklığın dağılışında enlem etkisine örnektir.

Türkiye’de yıllık ortalama yağış bakımından, bölgeler arasında büyük farklılıklar vardır. Bazı bölgelerde ortalama yağış 2500 mm’yi bulurken, bazı bölgelerde 250 mm’nin altına inmektedir.


*Kıyı bölgelerinin nemliliği iç kesimlerden daha yüksektir. Bundan dolayı kıyı kesimlerde yağışlar fazla ve sıcaklık farkları azdır.
*Bağıl nem en yüksek Doğu Karadeniz Bölümündedir. En düşük Güney Doğu Anadolu’dadır.
*En fazla yağış alan bölge Karadeniz ,Bölüm Doğu Karadeniz, il Rize’dir(
2400 mm) .Rize’nin çok yağış almasında; güneyindeki yüksek dağların hakim rüzgar yönüne dik olması etkilidir.
*En az yağış alan bölgemiz İç Anadolu Bölgesidir. Sebebi ; etrafının dağlarla çevrili olmasıdır. En az yağış alan il Konya ‘dır (
330 mm).
NOT: En az yağış alan bölge İç Anadolu Bölgesi olmasına rağmen en kurak bölge Güney Doğu Anadolu Bölgesidir. Sebebi ; buharlaşmanın fazla olmasıdır.
*Karasal iklim bölgelerinde kışın görülen yağışlar genellikle kar şeklindedir. Türkiye’de karla örtülü gün sayısının en fazla olduğu bölge Doğu Anadolu Bölgesidir.
*Türkiye’de kar örtülerinin yerde kalma süresi batıdan doğuya doğru artar. Kar yağışı ve don olayının en az görüldüğü bölgemiz Akdeniz Bölgesidir.
*Türkiye’de kışın görülen yağışlar genelde cephesel kökenlidir. Bu tür yağış oluşumu en fazla Akdeniz Bölgesinde görülür.
*İlkbahar ve yazın görülen yağışlar genelde Konveksiyon yağışı şeklindedir. En fazla İç Anadolu Bölgesinde görülür.
*Orografik (yamaç) yağışları genelde Karadeniz ve Akdeniz Bölgelerinde görülür. Fakat en fazla Karadeniz Bölgesinde görülür.

Türkiye’de Yağış Çeşitleri ve Önemi

YAĞMUR: İkiye ayrılır. Küçük taneli ve yavaş yağana ÇİSELİ, iri taneli ve hızlı yağana SAĞANAK yağış denir. Çiseli yağmur daha zararsızdır. Ancak sağanak yağışlarla toprak fazla yağışı hemen ememez ve sellere, dolayısıyla erozyona neden olur. Tarımsal alanların, hidroelektrik santrallerinin su ihtiyacı, kurak bölgelerin içme ve sulama suyu, meraların yeşerebilmesi (hayvancılık açısından) yağmurların etkisiyle olur. Buda insan hayatı için çok önemlidir.
KAR: Kar aşırı yağmadıkça tarımsal ürünlere zarar vermez hatta onları dondan korur. Yavaş yavaş eriyerek erozyona sebep olmaz, toprağın su ihtiyacını karşılar yeraltı sularını besler. Ancak aşırı olanı ulaşımı etkiler. Karın yerde kalma süresi B ’dan D ’ya doğru artar.
DOLU: Zararlı etkileri fazla olan bir yağış çeşididir. Yere düşünce çabuk erir ve sellere yol açar, tarım ürünlerine ve hatta eşyalara zarar verir. SİS: Kara, Kıyı Yamaç(orografik) ve cephe sisleri gibi çeşitleri vardır. Görüş mesafesi 1 km’den az olduğunda meteorolojik anlamda o gün sisli gün sayılır. En fazla sisli gün sayısı İç Anadolu’dadır. Akdeniz kıyı kesiminde ise sis neredeyse hiç görülmez. Ulaşımı olumsuz etkiler.
Türkiye’de Yağışın Dağılışı Türkiye’de genel olarak kıyı kesimler ve yüksek dağ yamaçları bol yağışlı denize kapalı iç kesimler ve çukur yerler az yağışlıdır. Yağış: Atmosferdeki yoğunlaşma sonucu meydana gelen su damlacıkları başlangıçta birkaç mikronla 100 mikron çapındadır. Bunların bir arada toplanmasından bulutlar meydana gelir. Fakat her buluttan yağış düşmemektedir. Yağışın düşebilmesi için damlacıkların birleşip 0.5 mm çapına ulaşması gerekir. Yağışın meydana gelmesinde esas rolü oynayan yoğunlaşma işleminde havanın soğuması önemli bir etkendir. Bu yüzden yağış tiplerini soğuma şekillerine göre incelemek mümkündür.
a) Konvektif yağışlar: Yerdeki sıcak hava kütlesinin konvektif yükselmesiyle meydana gelen genellikle sağanak şeklindeki yağışlardır.
b) Orografik Yağışlar: Hava kütlelerinin bir engebeye çarparak yükselmesi ve soğuyarak yoğunlaşması sonucu meydana gelen yağışlardır.
c) Cephesel Yağışlar: Hava kütleleri arasındaki cephelere bağlı meydana gelen yağışlardır. Yeryüzündeki yağışların büyük kısmı bu şekildedir.
Mevsimlik yağışların alansal dağılımına baktığımızda Akdeniz Bölgesinin yağışlarının çoğunu Kış aylarında aldığını görüyoruz. Akdeniz’de bu yağışı bırakan sistemler dağların etkisiyle iç bölgelerde daha az yağış bırakmaktadır.
Karadeniz Bölgesinin ise her mevsim yağışlı olduğunu görmekteyiz.Yaz aylarında ise kuzey bölgelerimiz daha fazla yağış almaktadır. M.Polar hava kütleleri Karadeniz üzerinde nem kazanıp Rize ve Hopa çevresinde yükselişe geçerek orografik yağışlar bırakır. Bu dönemde güney bölgelerimizde yağışların oldukça azaldığını söyleyebiliriz. Kuzeyli ve güneyli akımlarda iç bölgeler az yağış alır. İç bölgeler ancak batılı akımlarda yağış alır.
Türkiye yağış açısından çok çeşitlilik göstermektedir. Genelde sahil kesimlerimiz 1000 mm nin üzerinde yağış alırken Rize 2300; Orta Anadolu ise sadece 300 mm civarında yağış almaktadır. Bu da sıcaklığın ve buharlaşmanın arttığı yaz aylarında kuraklığa sebep olmaktadır.


 

Yıllık yağış zaman serisi grafiği de bize yağıştaki salınımları göstermektedir. Türkiye yıllık ortalama yağışı 630 kg. civarındadır. Bu grafikten 72-73, 89-90, 99-2000 yıllarında normalin altında yağışlar alarak kuraklık yaşadığımızı görmekteyiz.
Şiddetli Yağışlar:
Bir yağısın şiddetli sayılabilmesi için; formulüne göre bulunan değere esit veya yüksek olması gerekir. Türkiye’de Standart zamanlarda bugüne kadar gerçekleşen maksimum yağışlar incelendiğinde kısa sürelerde en şiddetli yağışların Hopa’da , saatlik ve günlük yağışlarda ise Antalya ve Marmaris’te olduğunu görmekteyiz.

Şiddetli yağışlar sonucu oluşan seller yüzey akışına geçen yağışın tahliye edilememesi, alt yapının yeterli olmaması sonucu ortaya çıkan afetlerdir. Ayrıca ağaçların mehfez ve köprüleri tıkaması sonucu su tahliye olamamakta ve yerleşim alanlarını su basmaktadır.



Türkiye'de Rüzgar Çeşitleri
Soğuk yerel rüzgarlar:
1)Karayel:Balkanlardaki Y.B. ve Basra körfezindeki A.B. sonucu oluşur. Kuzeybatıdan soğuk ve kuru olarak eser. Kış mevsiminde Marmara Bölgesi ile Batı Karadeniz de sıcaklıkları azaltarak kar yağışına neden olur.


2)Yıldız:Kuzeyden eser. Karadeniz üzerinden geldiği için soğuk ve nemlidir. Karadeniz dağlarında yağış bırakır.

3)Poyraz:Marmara, Karadeniz ve iç bölgelerimize kuzeydoğudan esen soğuk, kuru bir rüzgardır. Doğu Avrupa’daki Y:B.’ın etkisi sonucunda oluşur. Kışın sıcaklıkları azaltarak kar yağışına neden olur. Yaz poyrazı ise serin ve kuru olarak eser.
b)Sıcak yerel rüzgarlar:
1)lodos:Kuzey Afrika’daki Y.B. ve Hazar denizindeki A.B. sonucu oluşur. Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde etkilidir. Akdeniz’den geldiği için nemli ve sıcaktır. İç kesimlere sokulurken yükseltinin etkisi ile soğuyarak yağışa neden olur. Kış mevsiminde etkili olduğu bölgelerde, sıcaklığı arttırarak kar erimelerine neden olur.
2)kıble:Güneyden eser. İç kesimlerimizde etkili olur. Akdeniz bölgesinde nemli ve sıcak, iç kesimlerde ise, kuru ve sıcak olarak eser.
3)Keşişleme(samyeli):30° enlemi çevresindeki dinamik Y.B.’ın etkisi sonucu oluşur. Suriye çölünden Güneydoğu Anadolu’ya doğru eser. Sıcak ve kurudur. Bitkiler üzerinde kurutucu etkisi vardır. Yeryüzü çeşitli nedenlerle farklı ısınır. Böylece ısınan hava kütlesi genleşerek yükselir. Komşu bölgedeki soğuk hava bu bölgeye doğru akmaya başlar. Ve rüzgar meydana gelir. Rüzgarın hangi yönden, ne kadar süreyle ve ne kadar sıklıkla estiğinin bilinmesi gerekir.

Alansal dağılımda en fazla ortalama hızın Çanakkale ‘de olduğunu görüyoruz. Bozkurt, Gelibolu, Ankara, Kırşehir, İskenderun’da 38m/sec lik maksimum hızlara rastlanmıştır. Bu hız saatte 136 km’ ye karşılık gelmektedir.

Rüzgar bilgileri rüzgar enerjisi çalışmalarında çok gereklidir. Rüzgar santrallerinin kurulabilmesi için gerekli rüzgarlı alanların tespit edilmesi çok önemlidir. Coğrafi faktörler rüzgarın hızını önemli ölçüde etkilemektedir. Bu konuda özel araştırmalara gerek vardır.





Türkiye'de Sıcaklık Dağılışı

Türkiye'de gözlem yapılan istasyonlardaki uzun yıllar ortalamalarına göre, yıllık ortalama sıcaklıklar 4-20 °C arasında değişmektedir.

Kıyı kesimler iç kesimlerden daha sıcaktır (deniz etkisinden dolayı).
Güney kıyılarımızdan kuzey kıyılarımıza doğru enlemin etkisiyle sıcaklık azalır.
Ülkenin en sıcak kesimleri Güneydoğu Anadolu'nun güneyi ile Akdeniz kıyı kuşağıdır. Buralarda yıllık ortalama sıcaklık
18 °C
'nin üzerindedir.
Erzurum ve Kars platolarının yüksek kesimlerinde
4 °C'nin altına düşer. Sebepleri : Yükseltisinin fazla olması, karasallıktır.
Türkiye Ocak Ayı Sıcaklık Dağılışı

En yüksek sıcaklıklar Akdeniz bölgesinin kıyı kesiminde görülür. Sebepleri : enlem , deniz etkisi ve Toros kıvrım dağlarının kuzeyden gelen soğuk hava kütlelerini engellemesidir.
En düşük sıcaklıklar Doğu Anadolu’da Erzurum-Kars bölümünde görülür. Sebepleri : Yükseltinin fazla olması, karasallık ,kuzeyden gelen soğuk rüzgarlardır.
Kıyı ile iç kesim arasındaki sıcaklık farkı fazladır.

Türkiye Temmuz Ayı Sıcaklık Dağılışı

Kıyı ile iç kesim arasında sıcaklık farkı azalmıştır.
En yüksek sıcaklıklar Güney Doğu Anadolu’da görülür. Sebepleri : Karasallık ve Güneyden gelen sıcak rüzgarların etkisidir.
En düşük sıcaklıklar bu dönemde de Erzurum-Kars Bölümünde görülür. Sebebi ,yükseltisinin fazla olmasıdır.

2005 Yılı Şubat Ayı Ortalama Sıcaklıklarının Uzun Yıllar Normallerine Göre Mukayesesi:
Marmara Bölgesi :Ortalama sıcaklıklar; bölgenin batısında mevsim normalleri altında, doğusunda üzerinde, İstanbul ve Balıkesir çevrelerinde ise normalleri civarında gerçekleşmiştir. En düşük ortalama sıcaklık 2.5°C ile Kırklareli’nde, en yüksek ortalama sıcaklık ise 7.6°C olarak Yalova’da gerçekleşmiştir.
Ege Bölgesi :Ortalama sıcaklıklar; kıyı Ege ve Uşak çevrelerinde mevsim normallerinin altında, bölgenin diğer yerlerinde ise normalleri civarında gerçekleşmiştir. En düşük ortalama sıcaklık 1.8°C ile Afyon ve Akhisar’da, en yüksek ortalama sıcaklık ise 10.5 °C olarak Bodrum’da gerçekleşmiştir.
Akdeniz Bölgesi :Ortalama sıcaklıklar; Batı Akdeniz’de mevsim normallerinin altında, doğusunda ise normalleri civarında gerçekleşmiştir. En düşük ortalama sıcaklık -2.5°C ile Göksun’da, en yüksek ortalama sıcaklık ise 12.5°C olarak İskenderun’da gerçekleşmiştir.
İç Anadolu Bölgesi :Ortalama sıcaklıklar; bölgenin genelinde mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşirken Çankırı’da normalleri civarında, Kangal ve Ulukışla civarında ise normalleri altında gerçekleşmiştir. En düşük ortalama sıcaklık –6.1°C ile Kangal’da, en yüksek ortalama sıcaklık ise 3.2°C olarak Akşehir’de gerçekleşmiştir.
Karadeniz Bölgesi : Ortalama sıcaklıklar; bölgenin genelinde mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşirken Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinde ise normalleri civarında gerçekleşmiştir. En düşük ortalama sıcaklık –6.6 °C ile Bayburt’ta, en yüksek ortalama sıcaklık ise 8.4 °C olarak Trabzon’da gerçekleşmiştir.
Doğu Anadolu Bölgesi : Ortalama sıcaklıklar; bölgenin genelinde mevsim normallerinin altında, Iğdır ve Van çevrelerinde normalleri civarında, Elazığ, Erzincan, Malatya ve Tunceli çevrelerinde ise normalleri üzerinde gerçekleşmiştir. En düşük ortalama sıcaklık –13.3°C ile Ağrı’da, en yüksek ortalama sıcaklık ise 2.1°C olarak Malatya’da gerçekleşmiştir.
Güney Doğu Anadolu Bölgesi : Ortalama sıcaklıklar; bölgenin genelinde mevsim normalleri civarında, Batman çevresinde ise normalleri altında gerçekleşmiştir. En düşük ortalama sıcaklık 3.0°C ile Diyarbakır’da, en yüksek ortalama sıcaklık ise 7.4°C olarak Cizre’de gerçekleşmiştir.


Sıcaklık Analizi
Isı cisimlerde moleküllerin hareketiyle ilgili bir iç enerjidir. Sıcaklık ise ısının dışarıya karşı yaptığı etkinin bir göstergesidir.Yeryüzünün tek enerji kaynağı güneştir. Güneşten gelen kısa dalga radyasyonla önce yeryüzü ısınır daha sonra yansımayla atmosfer ısınmaktadır. Bununla birlikte atmosfer sıcaklığı karışık birçok olayın sonucudur. Çeşitli nedenlerden dolayı yeryüzü farklı ısınmaktadır. Bu farklı ısınma atmosferde de sıcaklık farklılıkları meydana getirerek hava hareketlerine neden olmakta ve çeşitli meteorolojik olayları tetiklemektedir.

Aylık sıcaklık dağılımına baktığımızda Azorun kuzeye doğru genişlemesiyle ve aynı zamanda yörüngeye bağlı olarak yaz aylarında sıcaklıklar artıp, yağışlar azalmaktadır.


 

Türkiye’nin uzun yıllık sıcaklık profiline baktığımızda 13°C etrafındaki salınımları ve bazı yılların normalinden sıcak, bazı yılların ise soğuk olduğunu görüyoruz.

Aylık sıcaklıkların alansal dağılımına baktığımızda en düşük ortalamaların Ardahan, Kars Erzurum Hakkari, Uludağ, Çerkeş, ve Kangal da 4-8°C, Orta Anadolu’da 8-12°C, Marmara, Karadeniz ve Akdeniz’in kuzeyinde 12-16°C Akdeniz ve Ege kıyılarında ise 16-20°C olduğunu görmekteyiz.
NİSPİ NEM
Nispi nem mevcut basınç ve sıcaklıkta, havadaki su buharı miktarının, aynı basınç ve sıcaklıktaki havanın alabileceği maksimum su buharı miktarına oranına denir ve % olarak ifade edilir. Diğer bir deyişle nispi nem havanın doyma açığını gösterir. Nispi nem mutlak nem miktarını vermez..

Güney Doğu Anadolu’da Nispi nem %40-%50, Karadeniz Bölgesinde ise %70-%80 civarındadır.


 

Buradaki değerlendirmeler açık yüzey bu harlaşma verilerinden yapılmıştır. Kış aylarında donma nedeniyle buharlaşma havuzları servisten kaldırılmaktadır. Türkiye’nin Nisan-Kasım uzun yıllık buharlaşma miktarlarının alansal dağılımı, G.D.Anadolu’da buharlaşmanın fazla olduğunu göstermektedir. Nispi nem ile buharlaşma arasında ters bir orantı vardır.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


15/12/2007 - SU DÖNGÜSÜ

Kategori: DERSLER

ARKADAŞLAR BEN OKULDA FEN VE TEKNOLOJİ DERSİNDE SU DÖNGÜSÜÜ İŞLEYELİ ÇOK OLDU AMA ZOR BİR KONUYDU.TÜM SINIF SU DÖNGÜSÜNE ZOR DİYORDU.BENDE ARKADAŞLARIMIZA SU DÖNGÜSÜ İLE İLGİLİ YAZI BULDUM İNŞANLAH ANLARLAR.BU ARALAR DERSLER İLE İLGİLİ YAZILAR KOYACAĞIM ÇÜNKÜ OKUL VAR TATİL DEĞİL.

 

                                                    SU DÖNGÜSÜ

 

Suyun dünyanın etrafında, içinde, üzerinde sürekli sıvı halden buhar ve buza dönüşerek nasıl devrolduğuna aşina olabilirsiniz. Suyun devrini tasavvur etmenin bir yolu, bir damla suyu yolunda hareket ederken takip etmektir. Bu hikâyeye, dönüşümün herhangi bir yerinden başlayabiliriz. Ancak başlamak için en iyi yer dünyanın suyunun büyük bir bölümü orada olduğu için okyanustur. Eğer damlacık okyanusta kalmak isterse, denizin üzerinde güneşleniyor olmalıydı. Güneşteki ısı onu buldu, ısıttı ve onu su buharına dönüştürdü. O, minik damlacıklar halinde havaya yükseldi, kuvvetli rüzgârlar onu kapana kadar ve onu yüzlerce mil yerden yükseltene kadar gitti. Orada, ısınmış yeryüzünden gelen sıcak hava akımları artık buhar olan damlacıkları daha da yükseklere çıkardı, orada hava soğudu. Buhar soğuyunca tekrar sıvı oldu (sıkışma). Yeterince soğuk olsaydı, minik buz kristallerine dönerdi. Buhar küçük toz, duman ve tuz kristal parçacıklarının üzerinde sıkışır ve bulutun bir parçasını oluşturur.
Bir zaman sonra damlamız diğer damlalarla daha büyük bir damla oluşturmak için birleşti ve çökelti olarak dünyaya düştü. Dünyanın yerçekimi onun yüzeye düşmesine yardım etti. Bir kez düşmeye başlayınca su damlacıklarının gidecek birçok yeri vardır. Belki bir ağacın yaprağına konar ki, bu durumda belki buharlaşır ve yeniden bulutlara doğru yola çıkar. Eğer bir yaprağı ıskalarsa yine de gidecek birçok yeri vardır. Damla, düz bir tarlada bir parça kurumuş tozun üzerine inebilir. Bu durumda, yeraltı suyu olarak yolculuğuna başlamak üzere yere batabilir. Damla, yeraltı suyu olarak aşağıya doğru yolculuğa devam edecektir fakat yolculuk damla yerin üstüne tekrar yolunu bulana kadar binlerce yıl alarak bitebilir. Sonra yine, yerden bir kuyu kanalıyla damla pompalanır ve ürünlere sıkılır, orada ya buharlaşır, yerden bir çaya akar ya da tekrar yeraltına gider. Ya da kuyu suyu bir bebeğin biberonunda son bulur veya bir kedi veya köpeği yıkamak için yollanır. Buralardan yeniden havaya döner. Kanalizasyonlardan nehirlere gider ve sonunda okyanuslara varır ve yeniden yeraltına gider.
Ancak damlalarımız yeryüzü aşığı olabilir. Birçok çökelti dünya yüzeyinde, yeryüzü sularının bir parçası olmak için kalır. Eğer damla bir bir banliyö bölgesine düşerse, evinizin çatısına çarpabilir, oluktan akabilir, araba yolunuzdan kaldırım kenarına akabilir. Bir köpek ya da sincap onu kucaklamazsa kaldırım kenarından lağıma gidebilir ve küçük bir çayda son bulur. Çayın büyük bir nehre akma ihtimali büyüktür ve damla okyanusa doğru yolculuğuna tekrar başlar. Hiç kimse karışmazsa, yolculuk hızlı olacaktır okyanusa veya buharlaşmanın yer alacağı bir göle. Fakat, her şey için suya ihtiyacı olan 250 milyondan fazla insanın olduğunu düşünürsek damlamızın yakalanma ihtimalı yada denize ulaşmadan önce kullanılma ihtimali yüksektir.
Yeryüzü sularının birçoğu sulama için kullanılır. Hatta daha fazlası güç üretimi tarafından elektrik aletlerini soğutmak için kullanılır. Oradan soğutma kulesine buharlaşma için gidebilir. Atmosfere su buharı olarak çabuk bir yolculuktan bahsedin... Bu o işte. Ama belki bir şehir su damlasını nehirden bir su deposuna pompalamıştır. Oradan size tabaklarınızı yıkamada yardım eder, ateşle savaşmanıza, domatesleri sulamanıza ya da sifonu çekmenize yarar. Belki yerel çelik fabrikası damlayı kapar ya da damla şık bir restoranın yerlerini paspaslamaya yarar. Olasılıklar sonsuzdur... Ama damlacık için fark etmez çünkü eninde sonunda yine çevreye ulaşacaktır. Oradan tekrar dönüşümüne, bulutlara girip çıkmaya devam eder. Bu kez belki de su bardağınızda son bulur.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


8/12/2007 - ÖĞRETMENLER GÜNÜ ŞİİRLERİ

Kategori: DERSLER

Başöğretmen

Atatürk benim,
Başöğretmenim,
Ne öğrendimse,
Ondan öğrendim.

Yenilikleri,
Hep o düşünmüş,
Milleti için,
Ağlamış, gülmüş.

Çocuk kalbimle,
İlk onu sevdim,
Atatürk benim,
Başöğretmenimdir.

Ben Bir Öğretmenim

Ben bir öğretmenim
Okulların birinde
Duymayı, düşünmeyi öğretirim.
Derslerimde...

Bir söz yağmurudur, ders dediğin de,
İnsan göklerinden, rahmet yerine,
Kitaplar dolusu yağar da yağar...
Benim çocuklarım bu bahçelerde,
Bu yağmur altında ıslanmadalar.
Bir yağmur sonrası gelin seyredin,
Her taraf tepeden tırnağa bahar...

Bulutsuz masmavi dünyalarına,
Sevginin, sevincin güneşi doğar.
Böyle çocuklarla dolar her yanım,
Çocuklar kardeşim,
Çocuklar arkadaşım,
Canım?

Onlarda toplanmıştır
Geçip giden zamanım,
Bir parıltı görsem gözlerinde,
Bilgiden, anlayıştan yana,
Bir hal olur bana...

Zannedersiniz ki,
Dünyalar benim?
Çocuklar, kitaplar, yazı tahtası
Enine boyuna bütün zamanlar,
Dört duvar arası bir dershanede,
Her dinden her dilden gelmiş insanlar.
Bizimle konuşur hayal ederler,
Bağlanırız kalırız kendilerine.
Hikaye anlatır, şiir söylerler,
Mutluluk üstüne, ümit üstüne?

Öğretmenim

Bize yirmi dokuz harfi,okumayı,hesaplamayı
Öğreten sensin öğretmenim.
Annemizden sonra bağrına basan,koruyan,
Seven sensin ÖĞRETMENİM.
Bütün öğrencilere güzel olan her şeyi,faydalı bilgileri
Sevmeyi öğreten Sensin ÖĞRETMENİM.

Bazı insanlar varmış ülkemizde,
Anlamamış, sizin anlattıklarınızı sınıflarınızda.
İnsanlara zarar verip, kötülük yaparlarmış.
Meğerse anladım, yüreklerini vicdansızlık kaplamış.

Ama dinleselerdi sizi ÖĞRETMENİM,
Olmazlardı vicdansız ve kötü insanlar.
Cahilliği bırakırlardı, topluma faydalı olurlardı,
Bir bir uygulasalardı sizin öğrettiklerinizi.

Yinede yapmış bunlar terör, soygun, adam öldürme,
İçimden geldi onları cezalandırma.
Şimdi küçüğüm yapamam ama, büyüdüğümde,
Sizden öğrendiklerimle,
Bu tür cahillik ve kötülüklere son vereceğim.
Benimle gurur duyacaksın, söz veriyorum
Seni seviyorum Sevgili ÖĞRETMENİM.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


3/12/2007 - KARAGÖZ VE HACİVAT HAKKINDA BİLGİ

Kategori: DERSLER

Hacivat

Karagöz ve Hacivat (sağda)
Karagöz ve Hacivat (sağda)

Hacivat'ın asıl adının Hacı İvaz olduğu söylenir. Hacivat karakteri düzeni temsil eder. Nabza göre şerbet verir. Kişisel çıkarlarını her zaman ön planda tutar. Az buçuk okumuşluğundan dolayı yabancı sözcüklerle konuşmayı sever. Perdeye gelen hemen herkesi tanır, onların işlerine aracılık eder. Alın teriyle çalışıp kazanmaktan çok Karagöz’ü çalıştırarak onun sırtından geçinmeye bakar. Rol icabı değişik kıyafetler içinde Keçi Hacivat, Çıplak Hacivat, Kadın Hacivat, Kahya Hacivat gibi farklı tasvirleri vardır.

KARAGÖZ ==

Oyunun hiç şüphesiz başrol oyuncusu Karagöz’dür. Okumamış bir halk adamıdır. Hacıvat’ın kullandığı yabancı kelimeleri anlamaz ya da anlamaz görünüp, onlara yanlış anlamlar yükleyerek ortaya çeşitli nükteler çıkarırken bir taraftan da Türkçe dil kuralları ile yabancı kelimeler kullanan Hacivat ile alay eder. Her işe burnunu sokar,her işe karışır, sokakta olmadığı zaman da evinin penceresinden uzanarak, ya da içerden seslenerek işe karışır. Dobra, zaman zaman patavatsız yapısından dolayı ikide bir zor durumlarda kalırsa da bir yolunu bulup işin içinden sıyrılır. Çoğu zaman işsiz, geçim derdindedir .Hacivat’ın bulduğu işlere girip çalışır. Başında ışkırlak adı verilen oynak bir şapka vardır.

 

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


20/8/2007 - PSPDE SİMLİ AZI YAZMAK

Kategori: DERSLER

ÖNEMLİ:Psp ye herhangi bir şey aldığımız zaman ilk yapmamız gereken,layer tablomuza bakmak.Layer tablomuzda ''backgrount'' yazısı varsa,yazının üzerinde kursörü sağ tuş yapıp,çıkan panodan ''promate backgrount layer'' seçiyoruz.Outo actions çıkar,ok diyoiyoruz. Layer yazımız her zaman ''raster1,raster2 .... gibi olmalıdır.Backgrount olursa psp proğramının bazı özellikleri çalışmaz.
Ben bu derste yapmamışım.Ama siz her zaman uygulayın.
 
 
1.Jasc paint pro8 proğramını açıyoruz.Üzerinde çalışacağımız resmi alıyoruz.File...open
2.Tek gözümüz var.Onun üzerine mausun sağ tuşuna tıklayıp,2 kere duplicate yapıyoruz.3 layerimiz oldu.


3.Üstteki 2 gözümüzü kapatıyoruz.Gözün üzerine tıklayın kapanır.Tekrar tıkladınızmı açılır. 
    1. layerimizi seçiyoruz.Freehand tuşuna basıyoruz.Freehand selection seçiyoruz.


4.Sol elimizle klavyemizde Shift ( büyük harf yazmak için kullandığımız tuş, üzerinde yukarı doğru ok işareti olan)
   tuşuna basıyoruz,işlem bitene kadar basılı duracak.Parlatmak istediğimiz yerleri çiziyoruz.

5.Hepsi çizilince elimizi tuştan çekiyoruz.Eğer shift tuşuna basmazsak,ilk çizdiğimiz yer  kaybolur.Sadece son çizdiğimiz yer kalır.
Adjust...Add/remove Noise...Add noise seçiyoruz.

6 çıkan secenekteki NOİSE ayarını 25 olarak ayarlayıp ok diyoruz.

7. 1 gözümüüzn işlemi bitti. 1. gzümüzü kapatıyoruz ve 2 gözü açıyoruz.

8.Adjust...Add/remove Noise...Add noise seçiyoruz. NOİSE ayarını yapıyoruz 35 yazıp OK tuşuna baısyoruz.

9.2.gözümüzün işlemide bitti. 2.gözü kapatıp en üstteki 3. gözümüzü açıyoruz.
Adjust...Add/remove Noise...Add noise seçiyoruz. NOİSE ayarını yapıyoruz 45 yazıp OK tuşuna basıyoruz.

10. 3. gözümüüzn işlemdie bitti gözü kapatıyoruz ve tüm gözleri açıyoruz.

11.Resmimizin üzerindeki yanıp sönen çizgileri yok etmek için

Çizgiler kayboldu. Resmimiz artık hazır.
.File...save as...photoshop ( psd ) olarak kaydediyoruz.



12.Jacs animation shopa  (AS ) geçiyoruz.
13.Kaydettiğimiz psd yi açıyoruz.File...open...

.resmimiizn son halini işaretlediğim butona absarak görebilirsiniz.

14. Gif olarak kaydediyoruz.File...Save as

 

 

ALINTI www.seraplaherseyyy.blogcu.com serap abla kızarsan silerim.


Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


20/8/2007 - ARTIK KAĞIT PİL KULLANACAĞIZ

Kategori: DERSLER

Son yıllarda elektronik eşyaların giderek küçüldüğü elektronik dünyası, şimdi de pillerin küçülmesine tanıklık ediyor. Amerikalı bilim adamları, uzaktan bakıldığında sadece minik bir kâğıda benzeyen bir pil geliştirdi.

Kağıt pilin, üç yıl içinde satışa sunulabileceği belirtiliyor.

Kağıt pili geliştiren bilim adamlarından Dr. Robert Linhard, yeni pilin "uzayda da, çölde de, kutuplarda da" kullanılabileceğini söyledi. New York’taki Rensselaer Politeknik Enstitüsü’nden olan Linhard, "Bu cihazın esnek görünmesinin yanında asıl avantajı, çok farklı sıcaklıklarda da kullanılabilmesi. Hem çok sıcak, hem çok soğuk yerlerde kullanılabiliyor. Bu da pilin kullanıldığı cihazın, sert iklim koşullarında da kullanılmasına olanak sağlıyor." diye ekledi. Kağıt pilin başka alanlarda ve farklı ortamlarda da kullanılabileceğini belirten Doktor Linhard, kağıt pille çalışan ürünlerin de üç yıl içinde satışa sunulmasını beklediklerini ifade etti.

KAĞIT PİL NASIL ÇALIŞIYOR?

BBC’de yer alan habere göre bilim adamları, deneyleri sırasında önce kağıdı küçük bir karbon tüpün içine koydu ve böylece kağıtta enerji saklanmasını sağladılar. Her pil gibi, kağıdın da bir elektrik ileticisine gereksinimi ortaya çıkması üzerine de bilim adamları mekanizmanın harekete geçebilmesi için, insan kanı, teri veya idrarının işe yarayabileceğini keşfetti.

Böylesine ince ve küçük bir pilin, diğerlerine göre daha esnek bir yapıda olduğu, mesela kalp atışlarını düzenleyen cihazlarda kullanılabileceği belirtiliyor.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


20/8/2007 - SUYUMUZA SAHİP ÇIKALIM

Kategori: DERSLER
Suyumuza sahip çıkalım



Su!
Dünyanın dörtte üçü.
Vücudumuzun üçte ikisi.
Hayatın ta kendisi.
Kişi başına düşen yıllık su miktarının 1430 metreküp olduğu Türkiyemiz, su fakiri. Tabloda da görebileceğiniz gibi su miktarında dünya ortalamasının çoook gerisindeyiz. Dahası, ülkemizde 40 yıl önce kişi başına düşen su miktarı yılda 4 bin metreküpken şimdi 1430 metreküpe gerilediğini öğrendiğimizde, durumun vahameti iyice kafamıza dank ediyor.
WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), dün Suyumuza sahip çıkalım! sloganıyla tüm Türkiye'yi kapsayan bir kampanya başlattı. Genel Müdür Dr. Filiz Demirayak'ı dinlerken, tıpkı enerjide ya da sağlıkta olduğu gibi su konusunda da herhangi bir politikamız olmadığını anladık. Diğer alanlarda olduğu gibi su ile ilgili mevzuat da çok dağınık; yetkili 14 merci olunca, hiçbirinin yetkisi olamıyor maalesef.

En büyük sorun tarımda
Türkiye'de suyun % 72'si tarımda, % 18'i evsel kullanımda, % 10'u sanayide tüketiliyor. Ve en büyük 2 sorun tarımsal sulama ile kaçak yeraltı suyu kullanımında.
Demirayak'ın verdiği bilgilere göre;

  • Tarımdaki sulamanın % 88'i vahşi sulama
  • Kentsel sulamada kayıp-kaçak oranı % 40
  • Belediyelerin sadece % 8'inde arıtma tesisi var
  • Organize Sanayi Bölgeleri'nin bile % 25'i arıtmasız
    Türkiye'de son 40 yılda 3 Van Gölü büyüklüğünde alan, ekolojik olarak yok oldu. Tuz Gölü'nün yarısı kurumuş durumda...
    Su tüketiminde en az paya sahip kesim % 10 ile sanayi; ama orada da atık su sorunu var. Sanayinin her 1 litre atık suyu, 8 litre içme suyunu kirletiyor.

    Farkındalık yaratmak
    WWF-Türkiye'nin hedefi, 1 yıl sürecek bu kampanya ile gerek suyu yönetenler, gerekse tarımıyla, sanayisiyle ve evinde su kullanan sıradan vatandaşıyla suyu kullananlarda, her damla suyun ne denli değerli olduğu konusunda farkındalık yaratmak. Suyun neredeyse dörtte üçünü tarım kullandığı için de işe tarım kesiminden başlamışlar.
    Tahıl ambarımız Konya Havzası, suyun en az olduğu yer. Mutlaka vahşi sulamadan damla sulamaya geçilmesi lazım. WWF-Türkiye'nin son 3 yılda Konya Havzası'nda yaptığı çalışmalar, suyu yönetenlerle suyu kullananları biraraya getirmiş ve kısa sürede olumlu sonuçlar alınmış. Örnek uygulamalarda vahşi sulamadan damla sulamaya geçilince, % 72 su tasarrufu sağlandığı gibi, çiftçinin her gün tarlasını sulama zahmeti de ortadan kalkmış. Bitkinin ihtiyacı olduğu saatte ve miktarda su, sadece bitkinin köküne verildiğinden, suyun yarısının ürüne ulaşamadan heba olması da önlenmiş. WWF-Türkiye'nin de çiftçinin de 3'er bin YTL koydukları örnek uygulama, kendini 1 yıl içinde amorti ediyormuş.

    Suyun akma hakkı vardır
    Suyu yönetenlerde farkındalık yaratmak da bu kampanyanın önemli bir ayağı. Kocaeli susuz kalıverince, çare olarak Sapanca'dan su getirelim diyenlere Dr. Demirayak'ın anlamlı bir yanıtı var:
    "Önce Kocaeli'nde % 47'lik kayıp-kaçak oranını halletsinler. Sanayi, atık sularının geri dönüşünü sağlasın. İstanbul'a da Istrancalardan su getirilsin diyorlar. Başka havzaların suyunu almak çözüm olamaz. Kaldı ki suyun, olduğu yerde durma hakkı vardır. Su, nehirlerde boşa akıyor diyenler de var. Suyun akma hakkı da vardır!"

  • Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


    <- Sonraki Sayfa ->

    Menu

    Takvim







    Bloguma hoşgeldiniz.
    İnşallah beğenmişsinizdir.
    Yorum yazmayı unutmayınız.
    Blogumda Avril ve Tokio Hotel
    hakkında bilgiler bulabilirsiniz.
    Tabi diğer şeylerde var blogumda.
    Blogumu gezin inşallah beğenirsiniz.

    MY HOUSE ON WEB

    Günün Resmi



    Get your own Chat Box! Go Large!