HOSGELD!N.!.!.!
♥ ANA SAYFAYA DÖN ♥ SIK KULLANILANLARA EKLE ♥ AÇILIŞ SAYFASI YAP

Menu

Hakkımda

Merhaba ben afra.Blogumu eğlenmek için açtım.13 yaşındayım.Yorumlarınızı bekliyorum.Hoşçakalın...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler


Favorilerim


Arkadaşlarım

E.YÜKSEL ÜSTÜNER

bahargunesi

ahsuvera

belginguven

kizlaricin

buseyagmur

bubbi

tatarabla

handworks

tadeyos

okumaca

fatoscb

acilsaglik

irmalair13

benhaladeliyim

willwitch

mmelikee

gegi

nurom

askimblog

witchgirllll

blogum123

stellamagic

winxseverkiz

filly

ritagirl

busejim

ghepsi37

ayberk1

kizlarulkesi

sekerkizgizem

happyjale

winxclubb

tacir

cicekcikiz

altinlale

aygiz

corneliawitch2

cutewinx

25sevil1995

serayindunyasi

shimarikk

maronn

winxfanclubb

genckizlarr

suguney

candyhilary

cevreicin

sekerwinx

dollzevreni


19/2/2008 - DOĞUM GÜNÜ PASTASI-HİKAYE

Kategori: KITAPLAR

Doğum Günü Pastası
 

Apartmanın çocukları Peyam’ın doğum günü için toplanmış eğleniyorlardı. Çocuklar çok gürültü yapıyorlardı. Seslerine annesi Aysel Hanım geldi. Odalarına girerek:
-Çocuklar, biraz yavaş olamaz mısınız? diye uyardı. Birkaç kez tekrar etmesine rağmen onu duymadılar.  Aysel Hanım da daha fazla bağırmadan odadan dışarı çıktı. Elinde kocaman çikolatalı bir pastayla içeri girdi. Bir yandan da “Bu onları susturmaya yeter” diye mırıldanıyordu. Bütün çocuklar çikolatalı pastayı görür görmez susmuşlardı. Aysel Hanımın düşündüğü olmuştu. Hepsi ağızlarının suyu akarak pastanın etrafında toplandılar.

Aysel Hanım pastayı gülerek masaya bıraktı:


-Çocuklar şimdi geliyorum. Pastayı birlikte keselim beni bekleyin, diyerek dışarı çıktı. Çocuklardan bazıları acele ediyordu. İçlerinden biri:

-Annen geleceğe benzemiyor Peyam. Pastayı sen kessene, dedi.

Bir diğeri:

-Bence Peyam’ın annesini bekleyelim, diyerek karşı çıktı. Çocuklar ikiye ayrılmışlardı. Kimi “bekleyelim”, kimi de “Peyam kessin”, diyordu. Bunun üzerine Peyam arkadaşlarına dönerek:

-Hep beraber kesmeye ne dersiniz?, diye sordu. Çocuklar bu fikri çok beğendiler. Peyam:

- Haydi öyleyse, dedi. Birlikte sevinerek bıçağı tuttular. Pastayı kesmek için uzandılar. Tam pastayı kesecekleri sırada metalik bir ses:

-Durun! diyerek bağırdı.

Çocuklar ses nereden geliyor diye odaya arayan gözlerle baktılar. Kimseyi görememişlerdi.

Bir çocuk heyecanlanarak:

-Bu, Peyam’ın annesi. Ben  size bekleyelim demiştim! diye bağırdı.

Peyam:

-Hayır, bu annemin sesi değil, diye itiraz etti.

Korkudan bıçağa daha sıkı sarılmışlardı. Aynı metalik ses:

-Sakın kesmeyin, diye titreşimle konuştu.

Sesin kendisinden geldiğini belli etmek istiyordu. Çocukları korkutmayı hiç istemiyordu. Sesin titreşiminden çocukların kolları sarsılmıştı. Hep beraber “bıçak, bıçak konuşuyor” diye bağırdılar. Bıçak:

-Evet benim. Lütfen pastayı kesmeyin, dedi.

İçlerinden pastayı çok seven Peyam’ın tombul  arkadaşı:

-Biz pasta yemek istiyoruz. Neden kesmeyelim? Doğum gününde pasta yemek adettir, dedi.

Diğer çocuklar da aynı fikirdeydi. Yüksek sesle arkadaşlarını onayladılar. Diğer çocuk:

-Evet, doğum gününde yemeyeceğiz de ne zaman yiyeceğiz, dedi.

Metalik Ses:

-Ben pastanın elçisiyim,dedi.

Peyam’a seslenerek devam etti:

-Peyamcığım isminin anlamı gibi sana müjdeli bir haber vereceğim. Eğer onu kesmezseniz o da size çok güzel bir doğum günü hediyesi verecek, dedi.

Peyam’ın tombul arkadaşı:

-Pastadan daha güzel hediye mi olur, dedi. Sonra Peyam’a dönerek “ değil mi Peyam?” diye sordu. Bu, Peyam’ın doğum günüydü. Doğrusu hediyenin ne olacağını çok merak ediyordu. Ama arkadaşlarını da kırmak istemiyordu. Arkadaşlarına:

-Siz hediyenin ne olacağını merak etmiyor  musunuz?, diye sordu. Arkadaşlarından bazıları Peyam gibi merak ediyordu.

-Ediyoruz tabi, diye bağırdılar.

Bıçak hemen lafa karıştı:

-Haydi öyleyse atlayın!, diye coşkulu bir sesle bağırdı. Çocuklar şaşkındı. Bıçağı masanın üzerine bırakmışlardı. Hep beraber:

-Nereye? diye bağırdılar.

Metalik ses daha coşkulu bir sesle:

-Tabi ki pastanın içine, dedi.

O kadar çok bağırmıştı ki kendi sesinden yine kendisi etkilenmişti. Sesinin kuvvetli titreşiminin etkisiyle masanın altına düşmüştü. Düşerken:

-Yere düşmeden atlayın. Geç kalırsanız sihri bozulur içeri giremezsiniz, diye bağırdı.

Hepsi korkudan kenara çekilmişlerdi. Bu arada arkadaşlarının şaşkın bakışları arasında tombul arkadaşları şişman gövdesiyle pastaya balıklama atlayıverdi. Bir ayağı dışarıda kaldığından pastanın içine tam giremiyordu. Boğuk bir sesle:

-Arkadaşlar burası muhteşem. Ama kolum şekerlemelere takıldı. İçeriye tam giremiyorum, diye bağırdı.

Peyam merakla:

-İçeride neler var?, diye sordu.

Tombul arkadaşının sadece ağız şapırtısı duyuluyordu. Peyam’ın sorusuna;

- Pasta nefismiş, diye cevap verdi.

Peyam tekrar sordu:

-İçeride diyorum, neler var?

Arkadaşı:

-Neler yok ki! Çikolata dağları. Limonata denizleri.... Çok aşağıda hareket eden bir şeyler var ama göremiyorum. Beni biraz ittirirseniz görebileceğim. Sonra da siz atlayın, dedi. Dikkat edin eliniz, kolunuz şekerlemelere takılmasın diye de uyardı.

Çocuklar, tombul arkadaşlarının havada kalan ayaklarını ittirdikten sonra pastaya balıklama atladılar. Peyam ve diğer arkadaşları atlar atlamaz çikolataya bulandılar. Hep birlikte paldır küldür kayarak aşağıya düştüler. Yumuşak çikolata toprağının üzerine düşmüşlerdi. Kazasız, belasız bir araya gelmekten hepsi de çok mutluydu. Peyam düştüğü yerin toprağından alarak:

-Mıııımmm, gerçekten çok nefismiş, dedi.

Diğer arkadaşı ağzını şapırdatarak:

-Evet, müthiş bir tadı var, dedi. Bu yediğim hiçbir pasta türüne benzemiyor, diye ekledi.

Tombul arkadaşları toprağı avuçlayarak:

-Çok keskin bir çikolata tadı var, dedi. Ama diğer tatları çözemedim. Vişne desem değil. Limon desem değil. Muz desem hiç değil...diye kendi kendine söylendi. Bir yandan da yemeğe devam ediyordu. Neredeyse tüm meyvaları saymış ama ne tadı olduğuna karar verememişti.

Peyam ve arkadaşları çoktan ayağa kalkmıştı. Biraz aşağılarında hareket eden şeye doğru yürüyorlardı. Yerde yatan tombul arkadaşları:

-Hey, nereye gidiyorsunuz? Beni de bekleyin diyerek arkalarından koşarak onlara yetişti. Hep beraber yürümeye başladılar. Bir yandan da etrafı inceliyorlardı. Burada her şey pastadan ve şekerlemelerden yapılmıştı. Sonunda hareket eden şeylerin olduğu yere varmışlardı. Burası bir sirkti!

Peyam ve arkadaşları pastadan yapılı sıralara oturdular. Gösteri devam ediyordu. Beyaz kremalı pastadan yapılmış atların üzerinde, şekerlemeden oluşan genç kızlar oturmuştu. Sahnede gezerek gösteriyi sunuyorlardı. Çikolata kaplı küçük süs köpekleri de arkalarından koşuyordu. Çocuklar gösteriyi zevkle seyrettiler. Gösteri bittikten sonra, bir ses duyuldu:

-Sevgili çocuklar seyrettiğiniz gösterideki çikolata, pasta ve şekerlemelerden yiyebilirsiniz.

Bu sesten sonra sahne değişti. Şekerlemeden oluşan iki kız sahnenin ortasına bir masa koydu.

 

Peyam:

-Burada herşey çok ilginç. Gösteriyi sunan insanları nasıl yeriz. Biz yamyam mıyız? diye kendi kendine konuştu. Aynı güzel ses yine duyuldu. Bu pastanın sesiydi.

-Tabi ki yamyam değilsiniz. Onlar da insan değil. Sadece sizlerin sevdiği tatlı türleri. Bu sizlere sunduğum hayal dünyamdan bir hediye. İçiniz rahat olsun. Haydi afiyet olsun! dedi ve çocukları masaya davet etti.

Bunun üzerine çocuklar masanın etrafında toplandılar. Tatları çok başka ve çok daha güzel olan bu şekerleme ve pastalardan yediler. Yerken birden bire masanın üzerindekiler ortadan kayboldu. Bu tatlara doymadan masadan kalkmak zorunda kalmışlardı. Oysa karınlarını tıka başa doyurmayı umuyorlardı. Hayal kırıklığına uğramışlardı. O güzel, tatlı ses yeniden duyuldu:

-Sevgili çocuklar daha yiyeceğiniz çok şey var.

Çocuklar bunu duyunca çok sevindiler. Pastanın alt katmanlarına doğru ilerlediler.   “Ağlayanların odası” yazan bir kapının önünde durdular. İçlerinde en neşeli olan arkadaşları içeri girmek isteyince diğerleri de ona eşlik ettiler. Hepsi merak içindeydi. Kapıyı vurdular. Açılmayınca içerideki sesleri dinlemeye başladılar.  Ağlama sesinden başka bir şey duyulmuyordu. Merakları daha çok artmıştı. Sırayla odanın  içine girdiler. Odada şekerlemelerden yapılmış üzgün masal kahramanları vardı. Onları fark bile etmemişlerdi. Ağlarken bir yandan da konuşuyorlardı. Dev Anası:

-Burada yapayalnız kaldık. Hiçbir çocuk bizi ziyaret etmiyor. Bir çocuğun kursağına girmeden ağlaya ağlaya eriyeceğiz, dedi.

Keloğlan ağlayarak onu onayladı.

-Pastaya girmeye hiçbir çocuk cesaret edemedi. Çok yalnız kaldık. Çocuklar bu sözü duyunca cesaretleriyle gurur duydular.

Peyam:

-Ağlamayın. Bakın bizler buradayız. Sizi görmeye geldik, dedi.

Sevimli çocuk seslerini duyunca neşeyle başlarını yukarıya kaldırdılar. Gözlerine inanamıyorlardı. Neredeyse bir oda dolusu çocuk kendilerine bakıyordu. Gözyaşlarını sildiler.

Peri kızı:

-Bizi ne kadar sevindirdiniz! Biz de sizi sevindirmek isteriz. Dileyin benden ne dilerseniz, diye bir istekte bulunmalarını istedi.

Peyam:

-Bu akşam bizim rüyalarımıza girmeye ne dersiniz? diye sordu. Diğer çocuklar da aynı şeyi istiyorlardı.

Masal kahramanları:

-Haydi o zaman, madem bizi erimekten kurtardınız, o halde bizleri yemeyi de hakkettiniz, dediler.

Peyam:

-Yoo olmaz. Daha siz bizim rüyalarımıza gireceksiniz, diye karşı çıktı.

Keloğlan:

-Biz yine rüyanıza gireriz. Şu anda bizler birer şekerlemeyiz. Çocukların yemesi için buradayız. Bizi istediğiniz her yerde bulabilirsiniz, dedi.

Peri kızı:

-Evet. Çat orada çat burada! diye Keloğlan’ı onayladı.

Pamuk Prenses:

-Bazen bir masal kitabında. Bazen çizgi filmlerde. Bazen rüyalarınızda. Biz dilediğiniz her yerde varız. Yeter ki bizlere sahip çıkın, dedi.

Bunun üzerine çocuklar iştahla şekerlemelerden yapılı masal kahramanlarını yemeğe başladılar.

Bir çocuk:

-Canınız acımıyor ya, diye sordu.

Dev Anası:

-Hayır, biz çok mutluyuz, diye cevap verdi.

Çocuklar şekerlemeleri yedikten sonra oradan ayrıldılar. İleride bir deniz gördüler.  Hızlı adımlarla kısa sürede oraya vardılar. Burası uzaktan gördükleri Limonata deniziydi! Hepsi de çok susamıştı içleri yanıyordu. Arkası arkasına denize atladılar. Limonata denizinden doyasıya içtiler. Bir yandan da yüzerek karşı kıyıya ulaşıyorlardı. Yüzme bilmeyenler karada öylece kalmışlar, arkadaşlarını seyrediyorlardı. Beline kadar sapsarı saçları olan Limonata Perisi çocukların imdadına yetişti. Çocuklar perinin saçlarına tutunarak karşı kıyıya arkadaşlarının yanına ulaştılar. Onlar da limonatadan doyasıya içmişlerdi. Sonunda sağ salim karşı kıyıda bir araya geldiler. Burası bir çikolata adasıydı. Artık ne bir şey yemek ne de bir şey içmek istiyorlardı. Gönüllerince doyasıya eğlenmişlerdi. Gökyüzündeki portakal batmak üzereydi. Portakal, gerçek dünyadaki güneşin görevini üstlenmişti. Çocuklar artık hiçbir şeye hayret etmiyordu.

Portakal ışınlarını kaybetmiş, hava kararmıştı. Evlerine gitme vakti artık  gelmişti. Çocuklar, “evlerimize nasıl varırız?” diye düşünürken birden pasta ikiye ayrılıverdi.  Bir Kadın eli pastanın yarısını almıştı. Pastanın  bir parçasının tadına baktı.  “Mımmm çok nefismiş,” diyerek aldığı parçayı yandaki  odaya götürmek için kapıya doğru yürüdü. Giderken “ diğer  yarısı da çocuklara kalsın, ” diye mırıldandı. “ Çocuklar neden bu kadar gecikti. İnşallah başlarına bir şey gelmemiştir,” diye konuşa konuşa  odadan dışarı çıktı. Aysel Hanım çocuklar markete gitti zannediyordu. Aslında onlar macera yaşamaya hiç tahmin edemeyeceği bir yere gitmişlerdi. Annesinin uzaklaşan ayak sesini duyar duymaz  Peyam pastadan dışarı çıktı. Odada kimse var mı diye araştırdı. Sonra arkadaşlarına:

-Pastadan dışarı çıkabilirsiniz arkadaşlar. Annem ortalıkta gözükmüyor, diye seslendi. Teker teker dışarı çıktılar. Hepsinin üstü başı çikolata ile kaplanmıştı. Çok komik görünüyorlardı. Birbirlerine bakıp bakıp gülüyorlardı. Hepsi gülme krizine tutulmuştu. Bir süre sonra ekranda “son” yazısı belirdi.  Peyam ve arkadaşları  kendilerini  seyretmekten çok memnun kalmıştı. Onlar da tıpkı televizyonda seyrettikleri gibi birer çizgi film kahramanı olmuştu. Sonra ekran karardı. Kocaman yaldızlı harflerle “ DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN  PEYAM” yazısı belirdi. Peyam’ın arkadaşları hala hayranlıkla  seyrediyordu. Ekrandaki havai fişeklerin ışıltısı odaya yansıyordu. Tam bu sırada Peyam’ın Annesi Aysel Hanım elinde kocaman bir pastayla içeri girdi. Ekranda hala havai fişekler atıyordu.  Sanki odanın içinde atılıyormuş gibi oluyordu. Bu ışıltıya pastanın üzerindeki maytap da eşlik ediyordu.

Peyam ve arkadaşları pastanın etrafında toplandılar. Karanlıkta her yer yıldız yıldızdı. Herkes iyi ki doğdun Peyam diye bağırıyordu. Peyam’ın sevinci arkada duran babasını görünce arttı. Babası“ sana doğum gününe yetişirim demiştim,” diyerek kızına doğru ilerledi. Kızının  doğum gününü kutlayarak yanaklarından öptü. Peyam mutluluktan uçuyordu. Babası kulağına eğilerek “ Senin için yaptığım çizgi filmi beğendin mi,” diye sordu. Peyam:

-Beğenmek ne demek bayıldım, diyerek babasına tekrar sarıldı. Bu aldığım en güzel doğum günü hediyesiydi, diye ekledi. Diğer çocuklar:

-İbrahim Amca bize de doğum günümüzde çizgi film CD’ si yapar mısın? diye hep bir ağızdan bağırıyorlardı.

Peyam’ın babası bir oda dolusu çocuğa söz verip de onları hayal kırıklığına uğratmak istemiyordu.

-Çocuklar bunu ben de çok isterim. Fakat her birinize çizgi film CD’ si yapmam çok zor. Kusura bakmayın bunun için size söz vermek istemiyorum. Ama her birinize bir doğum günü hikayesi yazmaya söz veriyorum, dedi.

Çocuklar çok sevindiler. Büyükler pastalarını alarak onları yalnız bıraktılar. Masanın üzeri Peyam’ın hediyeleriyle dolmuştu. Çocuklar pastalarını yerken Peyam hediyelerini  açıyordu. Bu sırada Ahmetcan içeri girdi. Uykudan yeni uyanmıştı. Doğru ablasının yanına koştu. O da hediyeleri açmak istiyordu. Peyam artık bir yaş daha büyümüş, kocaman bir abla olmuştu. Birkaç hediyeyi birlikte açtıktan sonra Ahmetcan pasta yemek için masaya oturdu. Çikolatalı pastasını büyük bir iştahla yiyordu. Bütün hediyeleri açtıktan sonra  Peyam  da pastasını yemek için arkadaşlarına katıldı. Hep birlikte güle oynaya pastalarını yediler. Hepsi de çok mutlu bir gün geçirmişlerdi.

Peyam bu  mutluluğu tekrar yaşamak istiyordu. Çizgi filmi yeniden izlemek için CD’ yi bilgisayara yerleştirdi.  Arkadaşları “Yaşa Peyam!”, diye bağırarak  Peyam’ı onayladılar. Büyük bir keyifle kendilerini tekrar izlemeye başladılar..

 

 

k:afacancocuk.com

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


28/6/2007 - KİTAPLAR

Kategori: KITAPLAR

Altı yaşındayken Gerçek Öyküler adlı, balta girmemiş ormanlardan söz eden bir kitapta korkunç bir resim görmüştüm. Boa yılanının bir hayvanı nasıl yuttuğunu gösteriyordu. Resmi yukarıya çizdim. Kitapta şunlar yazılıydı: 'Boa yılanı avını bütün halinde çiğnemeden yutar. Ondan sonra hiçbir yere kımıldayamaz ve altı ay süren sindirimi boyunca uyur.' Balta girmemiş ormanlar üzerine uzun uzun düşündüm bunları okuyunca. Sonra da biraz çaba ve renkli kalemle ilk resmimi yaptım. İşte 1 numaralı resmim aynen şöyleydi:
Telif hakları mevzuatına uygun olarak "bilgilendirme" amacıyla aktarılmıştır.
Mavibulut yayınları tarafından basılmış ve Fatih Erdoğan tarafından Türkçeleştirilmiştir.

Gülten Dayıoğlu

Şerif büyük kente ilk kez geliyordu. Köyünde aylardır bu günleri düşlemişti. Babası aşçıydı Şerif'in.  Varlıklı kişilerin evlerinde çalışır, kazancını köyüne yollardı. Şerif'in karnı tok, giysileri yamasızdı. Ama o, yaşamından hoşnut değildi. "İlle de babamı isterim," diyordu. Ana oğul, yazdıkları mektuplarda, hep baba özleminden söz ediyorlardı. Baba buna dayanamadı. Kendin kenar semlerinden birinde, bir oda tuttu. Karısıyla oğluna: "Gelin," diye haber saldı.

Şerif mektubu okuyunca, sevincinden tavana sıçradı. Bir solukta tüm köyü dolaşıp haberi herkese yaydı... Ve ana oğu, sıcak bir yaz günü köyden ayrıldılar. Otobüse binim büyük kente vardılar. Şerif o yıl beşinci sınıfa geçmişti. Kulağı, büyük kentle ilgili bilgilerle doluydu.

Telif hakları mevzuatına uygun olarak "bilgilendirme" amacıyla aktarılmıştır.
Altın Çocuk Kitapları tarafından çıkartılan
Seçme La Fontaine Masalları kitabından alınmıştır.
İçinde beğeneceğiniz daha bir çok masalın olduğu bu kitabı okumanızı tavsiye ederiz.

Carlo Collodi
Küçücük dükkanında, tahtadan oyuncaklar yapan ihtiyar usta, bir gün hazırladığı son oyuncağın canlandığını ve kendisiyle konuşmaya başladığını görünce şaşkına döndü. Bu konuşan, yürüyen oyuncak bebek akıl almaz serüvenler yaşadı.
Telif hakları mevzuatına uygun olarak "bilgilendirme" amacıyla aktarılmıştır.

Ferenc Molnar
Dünya Çocuk edebiyatının başyapıtlarından biridir. Kitapta büyük bir kentte yaşayan iki çocuk topluluğunun çatışması anlatılmaktadır.Bir yanda Pal Sokağı' nda yaşayan yoksul ailelerin çocukları var; öte yanda da Kızıl Gömlekliler diye anılan daha seçkin ailelerin çocukları. Pal Sokağı çocukları odun deposu olarak kullanılan bir arsayı kendilerine yurt edinmişlerdir. Kızıl Gömlekliler, bu arsayı ele geçirmeye karar verirler.İşte herşey ondan sonra başlar.
Telif hakları mevzuatına uygun olarak "bilgilendirme" amacıyla aktarılmıştır.
Can yayınlarından Zeyyat Selimoğlu tarafından türkçeleştirilerek basılmıştır.

 

Jack London

İlkel bir dünyaya kavuşmak için uygarlıktan kaçacağı yerde, insanların arasına katılmak için ormanı terk eden vahşi bir köpeğin acı, buruk, şaşılası bir yaşama tutkusuyla dolu çarpıcı öyküsüdür Beyaz Diş.

Telif hakları mevzuatına uygun olarak "bilgilendirme" amacıyla aktarılmıştır.
Oda yayınları tarafından basılmış,dilimize Bedia Mekansız tarafından çevrilmiştir.

 

Christine Nöstlinger


13 yaşındaki Viyanalı Ewald Mittermeier, yaz tatili için güzel hayaller kurmaktadır. Ancak ailesi, İngilizce’sini ilerletmesi için bir İngiliz çocuğu evlerinde konuk etmeye karar verir. Ewald’ın bu işe fena halde canı sıkılır. Ancak, onun ve ailesinin canını asıl sıkacak şey uçakta gelmektedir. Son anda bacağı kırılan konuk çocuk Tom yerine, uçaktan ağabeyi Jasper iner. İçi taş koleksiyonuyla dolu bavulunu sürekli yanında taşıyan, konuşmaktan, yıkanmaktan, düzgün yemek yemekten hiç hoşlanmayan bu tuhaf çocukla yaşamak Ewald ve ailesi için alışılmadık bir deneyim olur. Jasper’ın davranışlarının nedenini öğrenmekse tam bir şok yaratacaktır.
68 sayfa / 8-12 yaş

Telif hakları mevzuatına uygun olarak "bilgilendirme" amacıyla aktarılmıştır.
Günışığı Kitabevi tarafından basılmış, Suzan Geridönmez tarafından türkçeleştirilmiştir.

 

Zeynep Cemali

Çocuk hallerimizin sıcacık öyküleri!

Zeynep Cemali öykülerinde, çocuklarımızın evde, okulda, oturdukları sokakta ya da arkadaşları arasında, kısacası günlük yaşamlarında karşı karşıya kaldıkları irili ufaklı sorunları, değişiklikleri, yenilikleri ve (bilinçli ya da bilinçsiz) arayışlarını gerçekçi bir açıdan gözlemliyor. Öykülerin ilginç kurgularını, akıcı ve yalın dilini destekleyen siyah–beyaz desenleriyle, çocuklarımızın okuma alışkanlığı kazanmalarına katkıda bulunan bir kitap.
8-12 yaş

Konularını günlük yaşam içinde var olmaya çalışan çocuklarımızın oluşturduğu dokuz öyküyü içeren kitap, Zeynep Cemali'nin yayımlanan ilk kitabı. Kısa sürede 2. baskısını yapan kitap, Cemali'nin diğer kitaplarının da müjdecisi oldu.

Kitapta yer alan öyküler:
1- Çelimsiz Çocuk
2- Krallığımda Bir Prenses
3- Kaku Kite, Tako Tike, Mano Maki
4 -Ferdan
5- Beyaz Kale'de Değişiklik
6- Tanyeri Ağarırken
7 -Gün Battı
8 -Ben, Çınar Ağacı ve Pufböreği
9 -Çalgıcının Çantası

Telif hakları mevzuatına uygun olarak "bilgilendirme" amacıyla aktarılmıştır.
Günışığı Kitabevi tarafından basılmış, Mahmut Cemali tarafından resimlenmiştir.

 

Aslı Der


“Küçük Cadı Şeroks”un yazarından bir fantastik roman daha!

Aslı Der’in ilk çocuk romanı “Küçük Cadı Şeroks”tan sonra kaleme aldığı ikinci romanı yine fantastik türde. Kitap, hızlı temposu, birbirinden ilginç kahramanları ve sürükleyici kurgusuyla çocukları kitap okumaya özendirici nitelikte.

Kötülükler Prensi Zoliran büyülü defterine üç gün içinde gerçekleşecek üç kötülük yazmıştır. Eğer bu üç kötülüğe engel olunmaz ve biri bile gerçekleşirse, tüm dünya kötülüğün egemenliği altına girecektir. Dünyayı Zoliran’dan kurtaracak büyüleri yapabilen tek kişi Büyücü Olbi’dir. Oysa yaşlı büyücü, bir süre önce kendini emekliye ayırmıştır. Onu ikna etmek için evine gönderilen büyücü oğlu Maji, bunu başarır, ama bu kez de ona yardım etmek zorunda kalır. Maji’nin önünde, bilinmedik yerlere tehlikelerle dolu üç yolculuk yapacağı korkutucu üç gün vardır.
8-12 yaş

Telif hakları mevzuatına uygun olarak "bilgilendirme" amacıyla aktarılmıştır.
Günışığı Kitabevi tarafından basılmış, Mine Soysal tarafından yayına hazırlanmıştır.

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


<- Son SayfaSonraki Sayfa ->

Menu

Takvim







Bloguma hoşgeldiniz.
İnşallah beğenmişsinizdir.
Yorum yazmayı unutmayınız.
Blogumda Avril ve Tokio Hotel
hakkında bilgiler bulabilirsiniz.
Tabi diğer şeylerde var blogumda.
Blogumu gezin inşallah beğenirsiniz.

MY HOUSE ON WEB

Günün Resmi



Get your own Chat Box! Go Large!